<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>FooRRuM &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.foorrum.com/kategori/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.foorrum.com</link>
	<description>İşte bizim blog...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Jan 2012 16:02:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Kötü Diş Diziliminin Nedenleri</title>
		<link>http://www.foorrum.com/saglik/kotu-dis-diziliminin-nedenleri.html</link>
		<comments>http://www.foorrum.com/saglik/kotu-dis-diziliminin-nedenleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jul 2011 11:01:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çarpık diş nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[diş bozukluğu nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[dişlerde çarpıklık nedenleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.foorrum.com/?p=1876</guid>
		<description><![CDATA[Ortodontik bozuklukların oluşumunda genetik ve çevresel faktörlerin etkisi vardır. Annesinden küçük çeneyi, babasından iri dişleri alan bir çocukta dişler çapraşık çıkabilir (genetik faktörler) veya erken süt dişi kaybına bağlı olarak alttan gelecek daimi dişlerin yerlerinin korunamaması sonucu dişler çapraşık çıkabilir (çevresel faktörler).]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-8744065928767280";
/* 336x280, oluşturulma 11.05.2011 */
google_ad_slot = "5834329860";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><p>Ortodontik bozuklukların oluşumunda genetik ve çevresel faktörlerin etkisi vardır. Annesinden küçük çeneyi, babasından iri dişleri alan bir çocukta dişler çapraşık çıkabilir (genetik faktörler) veya erken süt dişi kaybına bağlı olarak alttan gelecek daimi dişlerin yerlerinin korunamaması sonucu dişler çapraşık çıkabilir (çevresel faktörler).</p>
<p></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.foorrum.com/saglik/kotu-dis-diziliminin-nedenleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sedef Hastalığı Nedir</title>
		<link>http://www.foorrum.com/saglik/sedef-hastaligi-nedir.html</link>
		<comments>http://www.foorrum.com/saglik/sedef-hastaligi-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 May 2011 15:49:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>juduras</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sedef hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[sedef hastalığı belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[sedef hastalığı genetik midir]]></category>
		<category><![CDATA[sedef hastalığı kimlerde görülür]]></category>
		<category><![CDATA[Sedef Hastalığı Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[seder hastalığının özellikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.foorrum.com/?p=1843</guid>
		<description><![CDATA[Sedef Hastalığı Nedir Sedef hastalığı dirseklerde ,dizler gibi daha çok eklem yerlerinde ortaya çıkan kaşıntılı ve ilerleyen safhalarda derinin kabuk atması şeklinde kendini gösteren genetiksel bir hastalıktır. Sedef hastalığı (tıp dilinde: psoriasis), bir tür multifaktöryel etiyolojili deri hastalığı. HLA-Cw6 doku uygunluk antijeni birçok türünde genetik yönü oluşturur. Bu nedenle bazı hastaların ailelerinde de hastalık görülebilmektedir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sedef Hastalığı Nedir</strong><br />
Sedef hastalığı dirseklerde ,dizler gibi daha çok eklem yerlerinde ortaya çıkan kaşıntılı ve ilerleyen safhalarda derinin kabuk atması şeklinde kendini gösteren genetiksel bir hastalıktır.<br />
<img src="http://www.meleklermekani.com/portal/wp-content/uploads/sedef-hastaligi.jpg" alt="" /><span id="more-1843"></span></p>
<p>Sedef hastalığı (tıp dilinde: psoriasis), bir tür multifaktöryel etiyolojili deri</p>
<p>hastalığı. HLA-Cw6</p>
<p>doku uygunluk</p>
<p>antijeni birçok türünde</p>
<p>genetik yönü oluşturur. Bu nedenle bazı hastaların ailelerinde de hastalık görülebilmektedir. Bazı</p>
<p>ilaçlar ve duygusal dalgalanmalar hastalığı ortaya çıkarabilir veya aktifleştirebilir.</p>
<p>Stres, sedef hastalığını artıran faktörlerin başında gelmektedir. Ayrıca boğaz ve vücutta meydana gelen</p>
<p>enfeksiyonlar, özellikle çocuklardaki damla tipi sedefi tetikleyen nedenlerdendir.</p>
<p>Daha çok, baş derisinde, dizlerde ve dirseklerde veya tırnaklarda meydana gelen düzensiz kırmızı lekelerle kendini gösterir. Lekeler, gümüş renginde ve pul pul olup, deriden yüksektir. Kaşıntı yoktur.</p>
<p>Sedef hastalığı, hızlı büyüyen pürüzlü, kuru, ölü cilt hücrelerinin kalın bir pullanma meydana getirdiği yaygın bir cilt hastalığıdır. İnflamasyon, eğer ciltte görünüşü bozan lekeler, rahatsızlık ve hatta ağrıya neden oluyorsa can sıkıcı olabilir.</p>
<p>Normalde cilt hücrelerinin oluştukları ilk yer olan cildinizin en alt tabakasından, öldükleri ve pul pul döküldükleri en üst tabakasına doğru çıkması yaklaşık bir ay sürer. Sedef hastalığında cilt hücrelerinin yaşam döngüsü, cildinizin en üst katmanında çok sayıda ölü hücreler yaratacak şekilde hızlanır.</p>
<p>Sedef hastalığı ısrarcı, periyodik olarak nüksetme eğilimi gösteren ve sonra iyileşen, ama genelde yıllarca aktif kalan, kronik bir hastalıktır. Tahminen 5,5 milyon Amerikalıyı etkilemektedir. Sedef hastalığı her yaşta ortaya çıkabilir, ama başlangıcı genelde yavaştır ve teşhis yaygın olarak 15 ila 35 yaş arasında konulur.</p>
<p>Bulgular<br />
En sık görülen formu plak tipi sedef olup</p>
<p>deride, özellikle</p>
<p>diz,</p>
<p>dirsek ve sakrum denen</p>
<p>kuyruk sokumunda kızarıklık, pullanma ve deride dökülme ile karakterizedir. Fakat hastalık başka şekillerle de görülebilmektedir.</p>
<p>Çeşitleri</p>
<p>Plak tipi sedef (psoriazis) : Hastalığın en sık görülen türüdür. Diz ve dirseklerde kızarık, pullanan ve kabuklanmalar yapar.</p>
<p>Ters (inverse) sedef : Sıklıkla koltuk altı, kasıklar gibi derinin katlanma yerlerinde ortaya çıkar. Sıklıkla kesin tanı öncesinde diğer egzama türleriyle karışır.</p>
<p>Eritrodermik sedef : Hastanın tüm vücudunda yaygın kızarıklık ve deri dökülmesi bulunmaktadır. Hastada sıvı ve elektrolit dengesizliğine neden olabildiğinden sıklıkla hastane şartlarında tedavi edilir.</p>
<p>Damla (guttat) tipi sedef : Özellikle çocuklarda görülen sedefin bu türünde sedef yaraları damlalar şeklinde tüm vücutta görülür.</p>
<p>Sedef hastalığının şiddeti, görüldüğü bölgeler, ve görünüşü, çeşidine bağlı olarak değişiklik gösterir. Plak tipi psöriazis en yaygın formudur, her beş sedef hastasından dördünde bu tip görülür. Bunun dışında, guttate, püstüler, inversa psoriasis ise daha az yaygındır, eritrodermik psöriazis ise çok nadir görülür.</p>
<p>Tedavi çeşitleri</p>
<p>İlaç tedavisi(Bazi hastalarda psoderm isimli ilac gecici olarak lezyonlari ortadan kaldirdigi gorulmustur.)</p>
<p>Işık tedavisi( Fototerapi)</p>
<p>Biyolojik ajanlar :</p>
<p>Etanercept (</p>
<p>Enbrel), İnfliximab ( Remicade); bu iki biyolojik ajana dirençli ise Efalizumab kullanılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.foorrum.com/saglik/sedef-hastaligi-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp Sağlığı İçin Hangi Vitaminler ve Besinler Tüketilmeli</title>
		<link>http://www.foorrum.com/saglik/kalp-sagligi-icin-hangi-vitaminler-ve-besinler-tuketilmeli.html</link>
		<comments>http://www.foorrum.com/saglik/kalp-sagligi-icin-hangi-vitaminler-ve-besinler-tuketilmeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Apr 2011 19:24:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>juduras</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kalbe iyi gelen bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kalbe iyi gelen vitaminler]]></category>
		<category><![CDATA[kalbe ne iyi gelir]]></category>
		<category><![CDATA[kalbin güçlü olması için ne yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp için hangi besinler tüketilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[kalp sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.foorrum.com/?p=1823</guid>
		<description><![CDATA[Çağımızda yiyecek alışkanlıkları ve hareketsiz yaşama bağlı olarak gelişen kalp damar hastalıklarına maruz kalan hastlarının sayısı gün geçtikçe artmaktadır.Kalp sağlığı için düzenli egzersiz ve beslenme alışkanlıklarına dikkat etmenin yanında birde alınan besinlerdeki vitaminlerin cinsine ve tüketilme şekline de dikkat edilmesi gerekir.Bununla ilgiliEskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Görenek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çağımızda yiyecek alışkanlıkları ve hareketsiz yaşama bağlı olarak gelişen kalp damar hastalıklarına maruz kalan hastlarının  sayısı gün geçtikçe artmaktadır.Kalp sağlığı için düzenli egzersiz ve beslenme alışkanlıklarına dikkat etmenin yanında birde alınan besinlerdeki vitaminlerin cinsine ve tüketilme şekline de dikkat edilmesi gerekir.Bununla ilgiliEskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Görenek in görüşlerine dikkati çekiyoruz.<br />
<img src="http://www.kalphastaligi.net/wp-content/uploads/2011/02/kalp-sagligi.jpg" alt="" /><br />
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Görenek, kalp hastalarının ilaç alır gibi antioksidan, vitamin ya da mineral hapları almasının yararı olmadığını söyledi.<span id="more-1823"></span></p>
<p>Avrupa Kardiyoloji Derneği Eğitim Komitesi Üyesi de olan Prof. Dr. Bülent Görenek, özellikle son yıllarda kalp hastalarına ilave vitamin ve mineral takviyesi konusunun gündeme geldiğini; bu durumun hastaların yanlış tedavi arayışlarına yönelmesine neden olduğunu belirtti. Görenek, “Hekim olarak bizim bile telaffuzunda zorlandığımız minarelerin ilaç gibi hastalara tavsiye edilmesi doğru değildir” dedi.</p>
<p>Vitamin önerilerinin kalp hastalarının kafasını karıştırdığını söyleyen Prof. Dr. Görenek, şöyle konuştu:<br />
“Hastalar ‘bir omega 3 ya da vitamin tableti alırsam her şey çözümlenecek’ gibi hatalı ve son derece tehlikeli bir yargıya kapılıyor. Ne yazık ki kalp hastalıklarından korunma da tedavi de bu kadar basit değildir. Kalp hastalarının ilaç alır gibi antioksidan, vitamin ya da mineral hapları almasının yararı yoktur. Yapılmış çalışmalar göstermektedir ki antioksidanların, vitaminlerin ya da omega-3 yağ asitlerinin ilaç gibi ilave olarak alınması, kalp hastalarına ek bir yarar sağlamamaktadır. Selenyum, çinko gibi minerallerin doğal olmayan yollardan almasının kalbe ek bir yararı yoktur.”</p>
<p>“BUNLAR, PARA VE ZAMAN KAYBIDIR”</p>
<p>Prof. Dr. Görenek, üzüm çekirdeği yiyen, balık yağı içen, çinko, selenyum ya da bazı vitaminleri ve antioksidanları hap şeklinde alan kişilerin koroner arter hastalığından korunmasının yanlış algıdan başka bir şey olmadığını belirterek, “zaten gerekli olsa kardiyoloji uzmanlarının bunları tüm hastalarına reçete etmesi gerektiğini” bildirdi.</p>
<p>“Tabii ki vitaminler, mineraller, antioksidanlar alınacak ama bu doğal beslenme ile olacak” diyen Prof. Dr. Görenek, şöyle devam etti:<br />
“Bu bakımdan hastaların aklını karıştıracak önerilere gerek yoktur. Hekim olarak bizim bile telaffuzunda zorlandığımız minarelerin ilaç gibi hastalara tavsiye edilmesi doğru değildir. Aslında kalp hastalarına önerilerimiz son derece açık ve nettir; bol yeşillik ve meyve sebze, bol balık eti. Yağsız tavuk etini kırmızı ete tercih eden bir diyet, katı yağlardan ve hamur işlerinden uzak kalmak, sigara içmemek ve düzenli spor yapmak. Bunları yapmayıp, işin kolayına kaçarak ‘Ben şu antioksidanı, selenyumu, çinkoyu mutlaka besinlere ek olarak almalıyım, bunlar beni koroner arter hastalığından korur’ düşüncesi, ne yazık ki doğru değildir. Bu, kişinin kendisini kandırmasıdır, para ve zaman kaybıdır.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.foorrum.com/saglik/kalp-sagligi-icin-hangi-vitaminler-ve-besinler-tuketilmeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kan Testiyle Bebeğin Sağlık Durumu Anlaşılabilecek</title>
		<link>http://www.foorrum.com/teknoloji/kan-testiyle-bebegin-saglik-durumu-anlasilabilecek.html</link>
		<comments>http://www.foorrum.com/teknoloji/kan-testiyle-bebegin-saglik-durumu-anlasilabilecek.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Apr 2011 12:40:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>juduras</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Testiyle Bebeğin Sağlık Durumu Anlaşılabilecek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.foorrum.com/?p=1821</guid>
		<description><![CDATA[Çukurova Üniversitesi doğumdan önce bebeğin sağlığıyla ilgili sorun bulunup bulunadığı kan testiyle anlaşılabildiği bir test geliştirildi. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nde deneme amaçlı yapılan ve girişimsel yöntemlere göre sıfır risk taşıyan anneden &#8221;kan testiyle doğum öncesi tanı&#8221;da yüzde 100&#8242;e yakın başarı elde edildiği bildirildi. Çukurova Üniversitesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Tuli, hamilelik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><br />
Çukurova Üniversitesi doğumdan önce bebeğin sağlığıyla ilgili sorun bulunup bulunadığı kan testiyle anlaşılabildiği bir test geliştirildi.<br />
<img src="http://media1.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/Ya%C5%9Fam/Lab-Results-For-A-Blood-Pregnancy-Test.widec.jpg" alt="" /></p>
<p>Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nde deneme amaçlı yapılan ve girişimsel yöntemlere göre sıfır risk taşıyan anneden &#8221;kan testiyle doğum öncesi tanı&#8221;da yüzde 100&#8242;e yakın başarı elde edildiği bildirildi.        <span id="more-1821"></span></p>
<p>Çukurova Üniversitesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Tuli, hamilelik döneminde bebekte görülebilecek herhangi bir anomali ihtimalinin ailelerin bebek bekleme heyecanını kabusa dönüştürebildiğini, bunu tespit etmek amacıyla uygulanan &#8221;Amniyosentez&#8221; yönteminin ise bebeği kaybetme riski nedeniyle anne adaylarının korkulu rüyası olduğunu söyledi.        </p>
<p>Dünyada yaklaşık 10-15 yıldır deneme çalışmaları yapılan, ÇÜ&#8217;de ise üç yıldır gerçekleştirdikleri aynı çalışmanın, girişimsel bir tanı yöntemi olan &#8221;amniyosentez&#8221;e alternatif olduğunu, başka bir ifadeyle tanıda bir adım daha ileri gidildiğini ifade eden Tüli, şunları söyledi:        </p>
<p>&#8221;Anne karnındaki bebeğin amniyo sıvısından, yani halk tabiri ile eşinden alınan sıvı ile yapılan tanıya göre, daha erken evrede yapılabilen bu yöntemde erkek bebeklerde daha başarılıyız. Çünkü, bebek kız ise baktığımız meteryalin bebeğe mi yoksa anneye mi ait olduğunu kestirmek güç oluyor. Bu durumda, kimliklendirme yapmak zorunda kalıyoruz. Ancak, bebek erkekse tanı daha kolay konabiliyor.&#8221;        </p>
<p>Amniyosentezin bebeğin anne karnındaki 16 ile 20. haftaları arasında, kan testinin ise hamileliğin 5&#8242;nci haftasında yapılabildiğini belirten Tüli, &#8221;Akdeniz Anemisi, Orak Hücreli Anemi, benzer kan hastalıkları, fenilketonüri, down sendromu ve daha birçok kalıtsal hastalık ya da kromozom bozukluğu çok erken evrede yüzde 100&#8242;e yakın başarıyla tespit ediliyor. Amniyosentez gelecekte tarihe karışacak&#8221; dedi.        </p>
<p>Tüli, 3 yıldır sürdürdükleri araştırmada, bugüne kadar yaklaşık 100 anne adayından kan örneği aldıklarını ve teşhiste hiç yanılmadıklarını belirterek, şunları kaydetti:       </p>
<p>&#8221;Anneden aldığımız kanın test sonuçları bebeklerin yüzde 25&#8242;inin hasta, yüzde 50&#8242;sinin taşıyıcı, yüzde 25&#8242;inin ise sağlıklı olduğunu ortaya koydu. Bu doğumları takip ederek teşhisimizin doğruluğunu ölçtük. Bebeğine hasta teşhisi koyduğumuz anneler gebeliklerini sonlandırdılar mı onu bilemeyiz, &#8216;sonlandırın&#8217; deme hakkımız da yok. Ancak, takip ettiğimiz 75 anne adayının bebeğiyle ilgili teşhisimizde yanılmadığımızı görmek bizi bu araştırmayla ilgili oldukça umutlandırdı.&#8221;</p>
<p>&#8221;YARAR ZARAR MESELESİ&#8221;<br />
Yeni tanı yönteminin özellikle yıllarca çocuğu olmamış, güçlükle hamile kalmış anne adaylarının kurtarıcısı olduğunu ifade eden Tuli, &#8221;Çünkü bu durumdaki anneler için sağlıklı bebeği kaybetme riski diğer anne adaylarına göre daha fazla kabus oluyor&#8221; dedi.        </p>
<p>Tüli, tıpta yarar zarar meselesini gözetmek gerektiğini vurgulayarak, &#8221;Yarar daha fazla ise bazı riskleri göze alabilirsiniz. Ama öyle anne adayları var ki neredeyse hasta çocuğa bile razı olacak. Bu nedenle en küçük bir düşük riskini bile göze alamıyorlar&#8221; diye konuştu.        </p>
<p>Prof. Dr. Tüli, elde ettikleri başarılı sonuca rağmen yeni tanı yönteminde rutin uygulamaya geçmek için biraz daha zaman gerektiğini sözlerine ekledi.ğlık Durumu Anlaşılabilecek</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.foorrum.com/teknoloji/kan-testiyle-bebegin-saglik-durumu-anlasilabilecek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Parmakların Uzunluğuyla Kanseri Teşhis Etme Yöntemi</title>
		<link>http://www.foorrum.com/teknoloji/parmaklarin-uzunluguyla-kanseri-teshis-etme-yontemi.html</link>
		<comments>http://www.foorrum.com/teknoloji/parmaklarin-uzunluguyla-kanseri-teshis-etme-yontemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Apr 2011 16:59:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>juduras</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kanserde teşhis şekilleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanserin teşhisi]]></category>
		<category><![CDATA[parmak şekli ile hastalıklar arasındaki ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[parmak yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[parmakla kaner teşhisi]]></category>
		<category><![CDATA[Parmakların Şeklinden Kanser Teşhisi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıkla ilgili ilginç bilgiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.foorrum.com/?p=1767</guid>
		<description><![CDATA[Parmakların Uzunluğuyla Kanseri Teşhis Etme Yöntemi Sağlık alanında yapılan araştırmalar zaman zaman ilginç ve inanılması zor bilgileri ve istatistikleri ortaya çıkarıyor.Bu ilginç bilgilere yenisini ekleyen koreli bilim adamları erkeklerde işaret parmağının uzunluğu ile o kişinin ilerde kanser olma riski arasında bir bağıntı kurdu.İşte araştırmanın detayları; Güney Kore’deki Gachon Üniversitesi Gil Hastanesi doktorlarının 40 yaş üstü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Parmakların Uzunluğuyla Kanseri Teşhis Etme Yöntemi</strong></p>
<p>Sağlık alanında yapılan araştırmalar zaman zaman ilginç ve inanılması zor bilgileri ve istatistikleri ortaya çıkarıyor.Bu ilginç bilgilere yenisini ekleyen koreli bilim adamları erkeklerde işaret parmağının uzunluğu ile o kişinin ilerde kanser olma riski arasında bir bağıntı kurdu.İşte araştırmanın detayları;<br />
<img src="http://pratikbilgi.net/wp-content/uploads/parmaklardan-kanser-teshisi.jpg" alt="Kanserin teşhisi" /></p>
<p>Güney Kore’deki Gachon Üniversitesi Gil Hastanesi doktorlarının 40 yaş üstü 366 erkekle yaptığı araştırmaya göre, sağ eldeki yüzük parmağının işaret parmağından önemli ölçüde uzun olması, prostat kanserine yakalanma riskinin yüksek olduğunun işareti.<span id="more-1767"></span><br />
Çalışmada kan testleri, sağ el yüzük parmağı daha uzun erkeklerde prostat spesifik antijeninin (PSA) daha yüksek seviyelerde olduğunu gösterdi.<br />
Yüzük parmağı işaret parmağından sadece biraz uzun ya da aynı uzunlukta olanlarınsa hastalığa yakalanmaya daha az meyilli oldukları ortaya çıktı. Daha önceki araştırmalarda da uzun yüzük parmağının kalp rahatsızlıklarını azalttığı, sınavlarda başarı şansını artırdığı gibi olumlu yanlarından söz ediliyordu.<br />
Prostat kanseri Türkiye’de de yaygın görülüyor. Üroonkoloji Derneği’nin geçen yıl sonuçlanan ‘Prostat Kanseri İnsidans (Görülme sıklığı) Çalışması’nın ilk sonuçlarına göre, Türkiye’de prostat kanseri akciğer kanserinden sonra ikinci sırada.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.foorrum.com/teknoloji/parmaklarin-uzunluguyla-kanseri-teshis-etme-yontemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kendini Yorgun Hissedenler! Yorgunluk Sendromunu Biliyormusunuz</title>
		<link>http://www.foorrum.com/saglik/kendini-yorgun-hissedenler-yorgunluk-sendromunu-biliyormusunuz.html</link>
		<comments>http://www.foorrum.com/saglik/kendini-yorgun-hissedenler-yorgunluk-sendromunu-biliyormusunuz.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Apr 2011 17:45:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>juduras</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bende yorgunluk sendromu varmıdır]]></category>
		<category><![CDATA[çabuk yorulmak]]></category>
		<category><![CDATA[çok yorgunum]]></category>
		<category><![CDATA[kendini yorgun hissetmek]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk sendromu nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.foorrum.com/?p=1761</guid>
		<description><![CDATA[Kendini Yorgun Hissedenler! Yorgunluk Sendromunu Biliyormusunuz Belki ilk defa duyacaksınız ama eğer kendinizi sürekli yorgun hissediyorsanız belkide sizde yorgunluk sendromu vardır. “Çok yorgunum, beni bekleme kaptan Seyir defterini başkası yazsın Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman Beni o limana çıkaramazsın&#8230;” Memleket sevdasından yorgundu Nazım Hikmet, hasret bitse gönül yorgunluğu da deva bulacaktı. Sebepli yorgunluğun çaresi çoktur, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kendini Yorgun Hissedenler! Yorgunluk Sendromunu Biliyormusunuz</p>
<p>Belki ilk defa duyacaksınız ama eğer kendinizi sürekli yorgun hissediyorsanız belkide sizde yorgunluk sendromu vardır.</p>
<p>“Çok yorgunum, beni bekleme kaptan<br />
Seyir defterini başkası yazsın<br />
Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman<br />
Beni o limana çıkaramazsın&#8230;”</p>
<p>Memleket sevdasından yorgundu Nazım Hikmet, hasret bitse gönül yorgunluğu da deva bulacaktı. Sebepli yorgunluğun çaresi çoktur, sebepsiz olanda ise karamsarlığa yer yoktur. Kronik yorgunluk sendromu da öyledir; sebebi yok ama önlemi çoktur.</p>
<p>Kronik yorgunluk sendromu ne demektir?<span id="more-1761"></span></p>
<p>Kronik yorgunluk sendromu, en az 6 aydan beri devam eden ve dinlenmeyle kolay geçmeyen yorgunluk duygusudur. Aslında sebepli yorgunluk, neredeyse her iki kişiden birinde dile getirilen bir histir. Bilinen yorgunlukların altında yetersiz dinlenme, tıbbi bir hastalık, depresyon ya da uykusuzluk gibi nedenler vardır. Oysa kronik yorgunluk sendromunda bunlardan hiçbiri yoktur.</p>
<p>Kronik yorgunluk sendromu neden olur?</p>
<p>Nedeni tam olarak anlaşılamamıştır. Ancak psikolojik streslerin etkin olduğuna dair veriler hala günceldir. Vücut direnç düşüklüğü, hazırlayıcı bir etkendir.</p>
<p>Ne tür yakınmalara yol açar?</p>
<p>En önemli yakınma ani olarak başlayan yorgunluktur. Yorgunluk, belirgin güç kaybına yol açar. Günlük yaşam aktivitesini kısıtlar. Ev, iş ve sosyal ilişkiler ciddi olarak bozulur.</p>
<p>Boğaz arısı, hafif ateş, kas-eklem ağrıları, hafif gece terlemeleri, baş ağrısı, lenf bezlerinde duyarlılık dile getirilen diğer yakınmalardır. Bu yakınmalar çok kez fibromiyalji ile karışır.</p>
<p>Ayrıca çene eklemi ağrıları, kas ağrıları, uykusuzluk da dile getirilir.</p>
<p>En sık kimlerde görülür?</p>
<p>En sık, 30-45 yaşlarındaki kadınlarda görülür. Gençlerde ve erkeklerde daha az görülmektedir.</p>
<p>Muayene bulgusu var mıdır?</p>
<p>Hayır, kronik yorgunluk sendromunda tanı koyduracak bir muayene bulgusu yoktur. Yalnızca yakınmalar değerlendirilir ve olası tıbbi hastalıklar dışlanır.</p>
<p>Nasıl tanı konur?</p>
<p>En temel tanı kriteri, nedeni bilinmeyen, inatçı ve sık aralıklarla tekrar eden kronik yorgunluk hissidir. Söz konusu yorgunluk istirahat ile yeterince rahatlamaz. Kronik yorgunluk sendromunda dile getirilen yakınmalar, en az 6 aydan beri devam eden sorunlardır.</p>
<p>Nasıl tedavi edilir?</p>
<p>Kronik yorgunluk sendromu tedavisinde genel kabul görmüş bir ilaç yoktur. Düşük dozlarda kortizona başlanabilir ancak uzman hekim nezaretinde kullanılmalıdır. En iyi rahatlama yöntemi spor yapmaktır.</p>
<p>Hangi hastalıklarla karışır?</p>
<p>Fibromiyalji, depresyon, bipolar hastalık, saplantı vb. durumlarla karışabilir. Ayırıcı tanı için psikiyatri konsültasyonu da gerekebilir.</p>
<p>Kronik yorgunluk sendromu belirtileri<br />
Boğaz ağrısı<br />
Boyun ve koltuk altı lenf bezlerinde hassasiyet<br />
Kas ağrısı<br />
Eklemlerde sebepsiz ağrı<br />
Baş ağrıları<br />
Dinlendirmeyen uyku<br />
Egzersiz sonrası<br />
24 saati geçen halsizlik</p>
<p>Ne yapılmalıdır?</p>
<p>Stresten uzak durun<br />
Dengeli beslenin<br />
Spor yapın<br />
Sigarayı ve -alkolü- bırakın!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.foorrum.com/saglik/kendini-yorgun-hissedenler-yorgunluk-sendromunu-biliyormusunuz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüksek Tansiyonu Olanlar Nasıl Beslenmeli</title>
		<link>http://www.foorrum.com/saglik/yuksek-tansiyonu-olanlar-nasil-beslenmeli.html</link>
		<comments>http://www.foorrum.com/saglik/yuksek-tansiyonu-olanlar-nasil-beslenmeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Apr 2011 19:38:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>juduras</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon hastlarına öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek tansiyon neler yemeli]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek Tansiyonu Olanlar Nasıl Beslenmeli]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek tansiyonu olanların beslenme şekli]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek tansiyonum var neler yiyebilirim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.foorrum.com/?p=1755</guid>
		<description><![CDATA[Yüksek Tansiyonu Olanlar Nasıl Beslenmeli Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yüksek tansiyon hastalığı oranı yıldan yıla yükselmektedir.Yüksek tansiyon hastalarının dikkat etmeleri gereken en önemli konu şüphesiz beslenmedir. Yüksek tansiyon da beslenme ilkeleri Şişman kişilerde yüksek tansiyon ortaya çıkma olasılığı normal kilolu insanlara göre 2 mislidir ve şişmanların 70inde yüksek tansiyon görülür. Yedikleri fazla yemekle daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yüksek Tansiyonu Olanlar Nasıl Beslenmeli</strong></p>
<p>Dünyada  olduğu gibi ülkemizde de yüksek tansiyon hastalığı oranı yıldan yıla yükselmektedir.Yüksek tansiyon hastalarının dikkat etmeleri gereken en önemli konu şüphesiz beslenmedir.<br />
<img src="http://pratikbilgi.net/wp-content/uploads/2644621.jpg" alt="" /><span id="more-1755"></span><br />
Yüksek tansiyon da beslenme ilkeleri Şişman kişilerde yüksek tansiyon ortaya çıkma olasılığı normal kilolu insanlara göre 2 mislidir ve şişmanların 70inde yüksek tansiyon görülür. Yedikleri fazla yemekle daha fazla tuz almaları da tansiyonlarının daha yükselmesine sebep olur. İşte bu sebeplerden ötürü kilo verilmesi şarttır. Yüksek tansiyon hastalarının günlük tuz kullanımını en aza indirmeli, 5-7 gr hatta mümkünse hiç kullanılmamalıdır. Doğal besinlerden: yeşil yapraklı sebzeler, süt, et, yumurta; İşlenmiş besinlerden: Kek, bisküvi, konserveler, hazır çorbalar, ekmek, margarin, zeytin, peynir, turşu, hardal, keççap, mayonez, salata sosları en çok tuz içeren besinler olmalarından dolayı az kullanılmaları tavsiye edilir. Tansiyon düşürücü ilaçlar az tuz kullanıldığında daha etkili olurlar. Alkol kan basıncını artıracağından ve kilo almaya sebep olacağından kullanılmamalıdır. Sigaranın tansiyonu arttırıcı etkisi olduğundan kesinlikle bırakılmalıdır, böylelikle tansiyon düşürücü ilaçların etkiside artacaktır. Fazla miktarda hayvansal yağ içeren besinler yerine bitkisel yağları mısırözü, zeytinyağı tercih etmek gerekir. Doymuş hayvansal katı ve sıvı yağlar yerine doymamış bitkisel katı ve sıvı yağlar tercih edilmelidir. Tansiyon çok yüksek değilse fazla olmamak kaydıyla çay ve kahve içilebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.foorrum.com/saglik/yuksek-tansiyonu-olanlar-nasil-beslenmeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız Kokusunun Başlıca Sebepleri</title>
		<link>http://www.foorrum.com/saglik/agiz-kokusunun-baslica-sebepleri.html</link>
		<comments>http://www.foorrum.com/saglik/agiz-kokusunun-baslica-sebepleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Apr 2011 20:55:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>juduras</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kokusu nasıl giderilir]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kokusunun sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[ağzın kokmaması için neler yapılabilir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.foorrum.com/?p=1734</guid>
		<description><![CDATA[Ağız Kokusunun Başlıca Sebepleri İnsanların iletişim kurmasını rahat konuşmasını engelleyen en büyük ve rahatsız edici durumlardan olan ağız kokusunun başlıca birkaç nedeni vardır. Hem sizi hemde çevrenizdekileri gayet rahatsız edici bir problem olan ağız kokusunun başlıca sebepleri hakkında uzmanlar şu bilgileri verdi. 1.Yemekler: Yemek yedikten sonra dişler arasında kalan besin parçaları ağız kokusuna neden olabiliyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ağız Kokusunun Başlıca Sebepleri</strong><br />
İnsanların iletişim kurmasını rahat konuşmasını engelleyen en büyük ve rahatsız edici durumlardan olan ağız kokusunun başlıca birkaç nedeni vardır.</p>
<p>Hem sizi hemde çevrenizdekileri gayet rahatsız edici bir problem olan ağız kokusunun başlıca sebepleri hakkında uzmanlar şu bilgileri verdi.<br />
<img src="http://images.saglikbilgisi.gen.tr/img/125352.jpg" alt="" /><br />
<span id="more-1734"></span>1.Yemekler:<br />
Yemek yedikten sonra dişler arasında kalan besin parçaları ağız kokusuna neden olabiliyor. Ayrıca soğan, sarımsak gibi uçucu yağlar içeren besinler de koku oluşturabiliyor. Bu besinler sindirildikten sonra içeriğindeki yağlar dolaşım sistemi tarafından ciğerlere taşınıyor ve nefes yoluyla dışarı veriliyor. Soğan ve sarımsak 72 saate kadar koku yapabiliyor.</p>
<p>2. Diş problemleri ve ağız hijyeni eksikliği:<br />
Dişler her gün fırçalanıp, diş ipiyle temizlenmediğinde bakteriler ağızda birikiyor ve hidrojen sülfür yayarak kötü kokuya neden olabiliyor.</p>
<p>3. Ağız kuruluğu:<br />
Ağzı temizleyen ve nemli tutan salya eksikliğinde ölü hücreler dil ve damaklarda birikiyor ve kokuya neden oluyor. Bu tip ağız kokusu genelde sabah uykudan uyanıldığında ve sıklıkla ağzı açık uyuyan kişilerde görülüyor.</p>
<p>4. Hastalıklar:<br />
Akciğer ve sinüs enfeksiyonları, metabolik hastalıklar, böbrek hastalıkları, diyabet, kronik reflü gibi hastalıklar da çeşitli şekillerde ağız kokusuna neden olabiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.foorrum.com/saglik/agiz-kokusunun-baslica-sebepleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yılan Sokmalarında Acil Yardım</title>
		<link>http://www.foorrum.com/saglik/yilan-sokmalarinda-acil-yardim.html</link>
		<comments>http://www.foorrum.com/saglik/yilan-sokmalarinda-acil-yardim.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Apr 2011 20:07:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>juduras</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yılan ısırması]]></category>
		<category><![CDATA[yılan sokması ve ilk yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yılan sokmasında ne yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yılan sokumu ve ilk yardım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.foorrum.com/?p=1712</guid>
		<description><![CDATA[Yılan Sokmalarında Acil Yardım Yaz aylarında havaların ısınmasıyla yılanlar kış uykusundan uyanıp dışarıda beslenmek için avlanmaya çıkmaktadır.Özellikle kırsa bölgelerde bu mevsimlerde yılan sokmalarına sık rastlanılmaktadır Yılan ısırmalarında acil tedavi ve yardım Yılan zehirli değilse ısırığı güzelce yıkayıp bir antibiyotik merhem sürüp sarmalısınız. Bu tür ısırmalar genelde tehlikeli değil ama korkutucudur. Yılanın zehirli olduğundan şüpheniz varsa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yılan Sokmalarında Acil Yardım</strong></p>
<p>Yaz aylarında havaların ısınmasıyla yılanlar kış uykusundan uyanıp dışarıda beslenmek için avlanmaya çıkmaktadır.Özellikle kırsa bölgelerde bu mevsimlerde yılan sokmalarına sık rastlanılmaktadır<br />
<img src="http://www.kadinlar.tc/wp-content/uploads/2009/08/y%C4%B1lan-sokmas%C4%B1-Zehirlenmeler.jpg" alt="" /><span id="more-1712"></span></p>
<p>Yılan ısırmalarında acil tedavi ve yardım Yılan zehirli değilse ısırığı güzelce yıkayıp bir antibiyotik merhem sürüp sarmalısınız. Bu tür ısırmalar genelde tehlikeli değil ama korkutucudur. Yılanın zehirli olduğundan şüpheniz varsa aşağıdaki önlemleri alınız. Isırıldıktan sonra sakin bir şekilde hemen uzanın ve mümkünse ısırığın bulunduğu bölgeyi kalbinize göre daha alt bir düzeyde tutun. Bu pozisyon zehirin kan dolaşımına girmesini geçiktirir. Isırık çevresi kızarıp şişmeye başlar ve ağrı hissederseniz, büyük olasılıkla yılan zehirlidir. Isırık kol ve bacaktaysa, kalple ısırılan bölge arasına ısırığın 4-5 cm üstünde sıkı bir sargı yapın. Sargı deri altındaki dolaşımı yavaşlatacak kadar sıkı fakat kol ve bacaktaki dolaşımı engellemeyecek kadar hafif olmalıdır. Sargıyı çıkarmayın. Bunu doktor yapmalıdır. Yılanın zehirli olduğundan eminseniz ve hastaneden 2 saatten uzak bir yerdeyseniz ve ısırma 15 dk önce olmuşsa sieril bir bıcak veya jiletle diş yerlerinin her birinin üzerine 5-6 milimetre derinlikle kesikler yapın. Bu kesikler kol veya bacağın boyunca olması şarttır. Isıran mercan yılanı ise bu tür kesikler yapmayın. Zehiri emin ve tükürün. Emme aletiniz varsa onu kullanın. Derhal acil yardım çağırın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.foorrum.com/saglik/yilan-sokmalarinda-acil-yardim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlaç Kullanırken Nelere Dikkat Edilmeli</title>
		<link>http://www.foorrum.com/saglik/ilac-kullanirken-nelere-dikkat-edilmeli.html</link>
		<comments>http://www.foorrum.com/saglik/ilac-kullanirken-nelere-dikkat-edilmeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Apr 2011 18:51:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>juduras</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel ilaçlar ve normal ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç etkileşimleri]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç kullanırken nelere dikkat edilmesi gerekir]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç zehirlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçların yan etikisi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlarla birlikte kullanılmaması gerekenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.foorrum.com/?p=1702</guid>
		<description><![CDATA[İlaç Kullanırken Nelere Dikkat Edilmeli İlaç Kullanırken ilaç etkileşimlerinden dolayı dikkat etmemiz gereken bazı yiyecek ve içecekler vardır.Özellikle hastalandığımızda hem doktorun verdiği ilaçları hemde aile büyüklerinin tavsiy ettikleri bitkisel ilaçları birlikte kullanabiliyoruz.İlaç kullanırken aşağıdaki bitkisellere dikkat etmek gerekir. • Ekinezya: Aspirin ve kortizon tipi ilaçlarla • Efedra: Burun açıcı (dekonjestan) ilaçlar, kafein, tansiyon ve kalp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İlaç Kullanırken Nelere Dikkat Edilmeli</strong></p>
<p>İlaç Kullanırken ilaç etkileşimlerinden dolayı dikkat etmemiz gereken bazı yiyecek ve içecekler vardır.Özellikle hastalandığımızda hem doktorun verdiği ilaçları hemde aile büyüklerinin tavsiy ettikleri bitkisel ilaçları birlikte kullanabiliyoruz.İlaç kullanırken aşağıdaki bitkisellere dikkat etmek gerekir.<br />
<img src="http://www.sifalibitkiler.us/anasayfa/anasayfa1.jpg" alt="" /><span id="more-1702"></span><br />
• Ekinezya: Aspirin ve kortizon tipi ilaçlarla<br />
• Efedra: Burun açıcı (dekonjestan) ilaçlar, kafein, tansiyon ve kalp ilaçlarıyla<br />
• Garlik: Aspirin ve romatizma ilaçlarıyla<br />
• Ginkgo biloba: Aspirin, romatizma ilaçları, kan sulandırıcı ve idrar söktürücülerle Ginseng: Aspirin ve romatizma ilaçları, kalp ilaçları, şeker hapları, idrar söktürücülerle<br />
• Glukozamin; idrar söktürücü ve insülinler<br />
• Kava: Parkinson ve kan sulandırıcı ilaçlarla<br />
• Melatonin: Romatizmal ilaçlar, kortizon ve beta blokerlerle<br />
• Kondriotin sülfat: Aspirin ile birlikte kullanılmamalıdır.</p>
<p><strong>Yan etkilere dikkat</strong></p>
<p>• Ekinezya kullananlarda; mide hastalıkları, ishal, kabızlık, alerji<br />
• Garlik kullananlarda bulantı, ishal, kanama, alerji<br />
• Ginseng kullananlarda baş ağrısı, uyku problemi, ürtiker, vajinal kanama, göğüslerde hassasiyet, tansiyon problemi<br />
• Ginkgo biloba kullananlarda mide rahatsızlığı, ishal, baş ağrısı, kanama, epilepsi, kramplar,<br />
• Glukozamin kullananlarda mide rahatsızlığı, şişkinlik, gaz, ishal<br />
• Kava kullananlarda uyuklama, kaşıntı, karaciğer rahatsızlığı<br />
• Melatonin alanlarda uyuklama, baş ağrısı, depresyon, mide rahatsızlığı,<br />
• Fitoöstrojen alanlarda meme ve rahim rahatsızlıkları, üroit problemleri<br />
• Sarımsak ve zencefil gibi bitkiler kandaki pıhtılaşmayı azaltır. Bu sebeple cerrahi müdahalede bulunulacak kişiler ile aspirin ve ağrı kesici kullananların bu bitkisel ilaçları almaması gerekir.<br />
• Efedra alanlarda baş ağrısı, sinirlilik, tansiyon yüksekliği, felç ve kalp krizi görülebileceği unutulmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.foorrum.com/saglik/ilac-kullanirken-nelere-dikkat-edilmeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

